Para borcu, ülke parası ile ödenir. Yabancı para borcu, aksi kararlaştırılmadıkça, ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirası olarak ödenebilir.
Para borçlarında, taraflarca kararlaştırılan faiz oranı uygulanır. Kararlaştırılmamışsa, kanuni faiz oranı uygulanır. Kanuni faiz oranı, her yıl Merkez Bankası tarafından belirlenir.
Borçlu, para borcunu zamanında ödemezse, temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür. Temerrüt faizi, kararlaştırılan akdi faizden düşük olamaz. Akdi faiz kararlaştırılmamışsa, kanuni temerrüt faizi uygulanır.
Daha önce işlemiş faizlere faiz yürütülemez. Ancak, faiz alacağının ayrı bir sözleşme ile tanınması veya dava açılması halinde, faize faiz yürütülebilir.
Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülemeyen ve öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa, borçlu, hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme yerine fesih hakkını kullanır.
Borçlu, muaccel bir borcun ifasında gecikirse, temerrüde düşer. Temerrüt için alacaklının ihtarda bulunması gerekir. Ancak, ifa için belirli bir gün kararlaştırılmışsa, borçlu o günde temerrüde düşer.
Borçlu, temerrüdü halinde, ifada gecikme sebebiyle alacaklının uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Ayrıca, temerrüt faizi ödemek zorundadır.
Borçlu, her türlü kusurundan sorumludur. Borçlunun sorumluluğunun kapsamı, işin niteliğine ve borçlunun kusurunun derecesine göre belirlenir.
Borçlu, yardımcı kişilerin fiilinden, kendi fiilinde olduğu gibi sorumludur. Bu sorumluluktan kurtulmak için, yardımcı kişiyi seçmede, talimat vermede ve denetlemede gerekli özeni gösterdiğini ispat etmesi gerekir.
Alacaklı, borçlunun temerrüdü halinde, borçluya ifa için uygun bir ek süre verebilir. Bu süre içinde ifa edilmezse, alacaklı aynen ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir.
Borçlunun kusuru olmaksızın ifa imkansızlaşırsa, borç sona erer. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, ifası imkansızlaşan edimin karşı edimi de sona erer.
İfa kısmen imkansızlaşırsa, borçlu kısmi ifa ile yükümlüdür. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, kısmi imkansızlık halinde alacaklı karşı edimi indirilmiş olarak ifa etmek veya sözleşmeden dönmek hakkına sahiptir.
Borçlu, borcunu ifa ederek veya alacaklıya ifayı teklif ederek temerrütten kurtulur.
Taraflar, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde ödenmek üzere bir ceza koşulu kararlaştırabilirler. Ceza koşulu, asıl borcun ifasıyla birlikte talep edilebilir.
Aşırı miktardaki ceza koşulu, hakim tarafından indirilir. Hakim, ceza koşulunun miktarını belirlerken, alacaklının menfaatini, borçlunun kusurunu ve ekonomik durumunu göz önünde bulundurur.
Sözleşmede, sözleşmeden dönme halinde ödenmesi kararlaştırılan ceza, önceden ödenmişse geri istenemez; ödenmemişse talep edilemez.
Bu Kanunda aksi öngörülmedikçe, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Kanunda daha kısa zamanaşımı öngörülen haller saklıdır.
Zamanaşımı, alacağın muaccel olduğu tarihte işlemeye başlar. Alacağın muacceliyeti için bildirim şartı öngörülmüşse, zamanaşımı bildirimin yapılabileceği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Zamanaşımı; velayet, vesayet, evlilik veya hizmet ilişkisi gibi sebeplerle alacaklının borçluya karşı dava açmasının beklenemeyeceği hallerde durur. Zamanaşımının durma sebebi ortadan kalkınca, zamanaşımı kaldığı yerden işlemeye devam eder.
Zamanaşımı; borçlunun borcu kabul etmesi, alacaklının dava veya icra takibi yapmasıyla kesilir. Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir zamanaşımı süresi işlemeye başlar.
Müteselsil borçlulardan birine karşı zamanaşımının kesilmesi, diğerlerine karşı da kesilmiş sayılır. Ancak zamanaşımının durması, sadece durma sebebi kendisinde gerçekleşen borçlu hakkında hüküm ifade eder.
Zamanaşımından önceden feragat edilemez. Ancak zamanaşımı gerçekleştikten sonra borçlu, zamanaşımı def`ini ileri sürmekten feragat edebilir.
Zamanaşımı, borcun sona ermesine değil, sadece ifasının istenememesine yol açar. Zamanaşımına uğramış borcun ifası halinde, ifa geçerlidir ve sebepsiz zenginleşme iddiasıyla geri istenemez.
Alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını bir üçüncü kişiye devredebilir. Alacağın devri yazılı şekilde yapılmadıkça geçerli olmaz. Alacağın devri vaadi, ayrı bir sözleşme olup geçerliliği şekle bağlı değildir.
Alacağın devri ile birlikte, alacağa bağlı bütün haklar ve imtiyazlar da devralana geçer. Devreden, devralana karşı alacağın varlığından sorumludur.
Borçlu, alacağın devrinden haberdar edilmedikçe, eski alacaklıya ifada bulunarak borcundan kurtulur. Devirden sonra, borçlunun eski alacaklıya karşı sahip olduğu def`ileri yeni alacaklıya karşı da ileri sürmeye hakkı vardır.
Alacağın devri için borçlunun rızası aranmaz. Ancak taraflarca aksi kararlaştırılabilir.
Alacak, kanun hükmü gereğince de başkasına geçebilir. Bu durumda kanuni halefiyet söz konusu olur. Kanuni devir, özel hükümlere tabidir.
Sözleşmenin devri, sözleşmeyi devralan ile devreden ve sözleşmede kalan taraf arasında yapılan ve devredenin bu sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını devralana geçiren bir anlaşmadır. Sözleşmenin devri, devredilen sözleşmenin şekline tabidir.
Borçlu ile borcu üstlenen arasında yapılan sözleşme ile borç, üstlenene devredilebilir. Borcun üstlenilmesi için alacaklının yazılı rızası şarttır.
Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Çerez Politikası