Evlilik birliği mutluluğunu korumak amacıyla eşler, birlikte hareket etmek ve birbirlerine sadakat göstermekle yükümlüdür.
Eşler, evlilik birliğinin mutluluğunu sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdür.
Eşler, aile konutunu birlikte seçer. Aile konutu üzerindeki hakları sınırlayan işlemler, diğer eşin açık rızası olmadan yapılamaz.
Eşlerden her biri, evlilik birliğini temsil edebilir. Ancak, evlilik birliğinin ihtiyaçlarını aşan işlemler için diğer eşin rızası gerekir.
Eşlerden her biri, diğerinin iznini almak zorunda olmaksızın, bir meslek veya sanatla uğraşabilir.
Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir.
Evlilik birliği devam ettiği sürece ana ve baba, çocuğun bakımından ve eğitiminden birlikte sorumludur. Velayet hakkı, ana ve babaya birlikte aittir.
Velayet, çocuğun kişiliğine ve mallarına özen göstermeyi, onu temsil etmeyi ve yasal temsilci olmayı kapsar.
Ana ve baba, velayetleri altındaki çocuğu üçüncü kişilere karşı temsil eder.
Ana ve baba, velayet görevini yerine getiremez veya görevini kötüye kullanırsa, hakim velayeti sınırlayabilir veya kaldırabilir.
Ana ve baba, velayetleri altındaki çocuğun mallarını yönetir ve gelirlerini çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için kullanır.
Ana ve baba, çocuğun mallarını korumakla ve değerini artırmakla yükümlüdür.
Velayetin kullanılmasında çocuğun menfaati esastır. Çocuğun bedensel, zihinsel ve ahlaki gelişimi korunur.
Ana ve babanın, velayet görevini gereği gibi yerine getirmemesi veya çocuğa karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması halinde velayet kaldırılır.
Evlat edinme, küçüklerin veya erginlerin, belirli şartlarla bir aileye katılmasını sağlayan hukuki bir işlemdir. Evlat edinme, mahkeme kararıyla gerçekleşir.
Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Boşanma davası reddedildikten sonra üç yıl içinde ortak hayat yeniden kurulamamışsa, evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve boşanma davası kabul edilir.
Eşler, evlilik birliği içinde birbirlerine yardım ve bakım nafakası ile yükümlüdür. Ayrı yaşama halinde de bu yükümlülük devam eder.
Boşanma davası sırasında, hakim gerekli tedbirleri alır ve eşlerden birinin geçimi için tedbir nafakasına hükmedebilir.
Boşanma veya ayrılık davası sırasında hakim, çocukların bakımı ve korunması için gerekli tedbirleri alır.
Boşanma davası sırasında eşlerden birinin geçimi için diğer eşten yardım nafakası talep edilebilir.
Boşanma sebebiyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan eş, kusurlu eşten uygun bir manevi tazminat isteyebilir.
Yoksulluk nafakası, nafaka alacaklısının evlenmesi, ölümü veya yoksulluğunun sona ermesiyle kendiliğinden sona erer.
Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen eş, kusurlu eşten uygun bir maddi tazminat isteyebilir.
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eş, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, diğer eşten mali gücü oranında süresiz nafaka talep edebilir.
Nafaka miktarı, tarafların mali gücü, yaşam tarzı ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak belirlenir.
Tazminat ve nafaka, toptan veya irat biçiminde ödenebilir. İrat biçiminde ödemeye karar verilirse, güvence gösterilmesi istenebilir.
Boşanma kararı kesinleşince, evlilik birliği sona erer ve eşler yeniden evlenebilir. Kadın için bekleme süresi başlar.
Boşanma halinde, çocuğun velayeti eşlerden birine verilir. Velayet kendisine verilmeyen eş, çocukla kişisel ilişki kurabilir.
Velayet kendisine verilmeyen eş ve üçüncü kişiler, çocukla kişisel ilişki kurabilir. Kişisel ilişkinin süresi ve şekli hakim tarafından belirlenir.
Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Çerez Politikası