Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır. Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hakim, örf ve adet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir. Hakim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır.
Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.
Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.
Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.
Bu Kanun ve Borçlar Kanununun genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır.
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.
Resmi sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı, kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça, herhangi bir şekle tabi değildir.
Her insanın hak ehliyeti vardır. Buna göre bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları içinde, haklara ve borçlara ehil olmada eşittir. Çocuk, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak medeni haklardan yararlanır.
Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir. Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.
Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişi fiil ehliyetine sahiptir. Erginlik, onsekiz yaşın doldurulmasıyla başlar. Evlenme kişiyi ergin kılar.
Ayırt etme gücüne sahip olanlar, kanunda belirtilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, sözleşme ile borç altına girebilirler.
Her insan hak ehliyetine sahiptir. Hak ehliyeti, doğumla başlar ve ölümle sona erer.
Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı veya benzeri sebeplerden biriyle ayırt etme gücünden yoksun olanlar, fiil ehliyetine sahip değildir. Ayırt etme gücüne sahip olmakla birlikte yaş küçüklüğü veya kısıtlılık sebebiyle fiil ehliyeti sınırlanmış olabilir.
Bir kimseye onun tarafından ısmarlanmamış bir şey gönderilirse, o kimsenin bu şeyi geri gönderme veya saklama zorunluluğu yoktur.
Fiil ehliyetine sahip olan kimse, davada taraf ehliyetine ve dava ehliyetine de sahiptir.
Ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmayan herkes tam ehliyetlidir. Tam ehliyetliler, kendi fiilleriyle her türlü hukuki işlemi yapabilir.
Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, sınırlı ehliyetsizdir. Bunlar, yasal temsilcilerinin rızası olmadan borç altına giremezler. Ancak karşılıksız kazanmada bulunabilirler.
Ayırt etme gücü bulunmayanlar tam ehliyetsizdir. Bunların yaptıkları hukuki işlemler kesin olarak hükümsüzdür. Bu kişiler, yasal temsilcileri aracılığıyla işlem yapabilir.
Ayırt etme gücünün bulunmadığını iddia eden kişi, bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.
Bir kimsenin yerleşim yeri, sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz.
Yerleşim yeri, oturulan yerin değiştirilmesiyle değişir. Yeni yerleşim yeri, eski yerleşim yerinin terk edilmesi ve yeni bir yerde sürekli kalma niyetiyle oturulmasıyla kurulur.
Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yerdir. Evlilik birliği içinde eşlerin yerleşim yeri, birlikte oturdukları yerdir.
Kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez. Kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlaka aykırı olarak sınırlayamaz.
Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası ya da üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.
Davacı, hakimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir. Ayrıca maddi ve manevi tazminat davası da açabilir.
Adının kullanılması çekişmeli olan kişi, hakkının tespitini dava edebilir. Adı haksız olarak kullanılan kişi, buna son verilmesini; haksız kullanan kusurlu ise ayrıca maddi zararının giderilmesini ve uğradığı haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevi tazminat ödenmesini isteyebilir.
Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hakimden istenebilir.
Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer. Ölüm, kişiliği sona erdirir. Ölüm tehlikesi içinde kaybolma veya ölümün kesin olarak ispatlanamadığı hallerde gaiplik kararı verilebilir.
Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunmamış olsa bile, o yerin en büyük mülki amirinin emriyle kütüğüne ölüm kaydı düşürülür.
Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkemece gaipliğine karar verilebilir.
Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Çerez Politikası