+90 543 608 99 05 iletisim@mturkoglu.av.tr Pzt - Cum: 09:00 - 18:00 | Cmt: 09:00 - 14:00
Takip Edin:
Kanun | No: 4721

Türk Medeni Kanunu

TMK
Kabul: 22.11.2001 RG: 08.12.2001 Güncelleme: 03.06.2026
1,030 madde Sayfa 1/35

Madde 1 Hukukun uygulanması ve kaynakları

Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır. Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hakim, örf ve adet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir. Hakim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır.

Madde 2 Dürüst davranma

Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.

Madde 3 İyiniyet

Kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.

Madde 4 Hakimin takdir yetkisi

Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.

Madde 5 Genel nitelikli hükümler

Bu Kanun ve Borçlar Kanununun genel nitelikli hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır.

Madde 6 İspat yükü

Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.

Madde 7 Resmi sicil ve senetlerin ispat gücü

Resmi sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı, kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça, herhangi bir şekle tabi değildir.

Madde 8 Kişiliğin başlangıcı

Her insanın hak ehliyeti vardır. Buna göre bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları içinde, haklara ve borçlara ehil olmada eşittir. Çocuk, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak medeni haklardan yararlanır.

Madde 9 Fiil ehliyeti

Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir. Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.

Madde 10 Erginlik

Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişi fiil ehliyetine sahiptir. Erginlik, onsekiz yaşın doldurulmasıyla başlar. Evlenme kişiyi ergin kılar.

Madde 11 Ayırt etme gücü

Ayırt etme gücüne sahip olanlar, kanunda belirtilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, sözleşme ile borç altına girebilirler.

Madde 12 Hak ehliyeti

Her insan hak ehliyetine sahiptir. Hak ehliyeti, doğumla başlar ve ölümle sona erer.

Madde 13 Fiil ehliyetinin sınırları

Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı veya benzeri sebeplerden biriyle ayırt etme gücünden yoksun olanlar, fiil ehliyetine sahip değildir. Ayırt etme gücüne sahip olmakla birlikte yaş küçüklüğü veya kısıtlılık sebebiyle fiil ehliyeti sınırlanmış olabilir.

Madde 14 Ismarlanmamış şeyin gönderilmesi

Bir kimseye onun tarafından ısmarlanmamış bir şey gönderilirse, o kimsenin bu şeyi geri gönderme veya saklama zorunluluğu yoktur.

Madde 15 Davada fiil ehliyeti

Fiil ehliyetine sahip olan kimse, davada taraf ehliyetine ve dava ehliyetine de sahiptir.

Madde 16 Tam ehliyetliler

Ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmayan herkes tam ehliyetlidir. Tam ehliyetliler, kendi fiilleriyle her türlü hukuki işlemi yapabilir.

Madde 17 Sınırlı ehliyetsizler

Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, sınırlı ehliyetsizdir. Bunlar, yasal temsilcilerinin rızası olmadan borç altına giremezler. Ancak karşılıksız kazanmada bulunabilirler.

Madde 18 Tam ehliyetsizler

Ayırt etme gücü bulunmayanlar tam ehliyetsizdir. Bunların yaptıkları hukuki işlemler kesin olarak hükümsüzdür. Bu kişiler, yasal temsilcileri aracılığıyla işlem yapabilir.

Madde 19 İspat yükü (ayırt etme gücü)

Ayırt etme gücünün bulunmadığını iddia eden kişi, bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Madde 20 Yerleşim yeri

Bir kimsenin yerleşim yeri, sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz.

Madde 21 Yerleşim yerinin değişmesi

Yerleşim yeri, oturulan yerin değiştirilmesiyle değişir. Yeni yerleşim yeri, eski yerleşim yerinin terk edilmesi ve yeni bir yerde sürekli kalma niyetiyle oturulmasıyla kurulur.

Madde 22 Yasal yerleşim yeri

Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, bağlı oldukları vesayet makamının bulunduğu yerdir. Evlilik birliği içinde eşlerin yerleşim yeri, birlikte oturdukları yerdir.

Madde 23 Kişiliğin korunması

Kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa vazgeçemez. Kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da ahlaka aykırı olarak sınırlayamaz.

Madde 24 Kişilik hakkına saldırı

Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası ya da üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.

Madde 25 Korunma yolları

Davacı, hakimden saldırı tehlikesinin önlenmesini, sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının tespitini isteyebilir. Ayrıca maddi ve manevi tazminat davası da açabilir.

Madde 26 Adın korunması

Adının kullanılması çekişmeli olan kişi, hakkının tespitini dava edebilir. Adı haksız olarak kullanılan kişi, buna son verilmesini; haksız kullanan kusurlu ise ayrıca maddi zararının giderilmesini ve uğradığı haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevi tazminat ödenmesini isteyebilir.

Madde 27 Adın değiştirilmesi

Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere dayanılarak hakimden istenebilir.

Madde 28 Kişiliğin başlangıcı ve sonu

Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer. Ölüm, kişiliği sona erdirir. Ölüm tehlikesi içinde kaybolma veya ölümün kesin olarak ispatlanamadığı hallerde gaiplik kararı verilebilir.

Madde 29 Ölüm karinesi

Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunmamış olsa bile, o yerin en büyük mülki amirinin emriyle kütüğüne ölüm kaydı düşürülür.

Madde 30 Gaiplik

Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkemece gaipliğine karar verilebilir.